HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI

TÜM KRİTİK YARGI ÜYELERİNİ 3-5 YIL GİBİ SÜRELER İÇİN HALK SEÇMELİ - ÖMÜR BOYU HESAP VERMEKSİZİN SALTANATA SON VERİLMELİ - HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI - HAKKA HUKUKA ALDIRMAYAN , REFERANDUM YAPILSA HALKIN %90'ININ KARŞI ÇIKACAĞI YIĞINLA KARAR VAR , PEK ÇOĞU DOĞRUDAN TÜM ÜLKENİN KADERİNİ ETKİLEYEN , MİLYONLARCA KİŞİYİ MAĞDUR EDEN. HERŞEYİN BAŞI : İNSAN HAKLARI - ŞİMDİ VE HER ZAMAN !!.....

Saturday, February 20, 2010

Hilmi Yavuz (Zaman) - Türkiye'de adalet- mülkün temeli değildir ve bu yüzden mülk- çatırdamaktadır

---------------------------------------------


http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=953869&title=kadi-davaci-ola-ol-muhzir-dahi-sahit


Hilmi Yavuz , Zaman


Kadı davacı ola ol muhzir dahi şahit...


Türkiye'de artık, adalet, mülkün temeli, değildir. Adalet, mülkün temeli olmaktan çıkmıştır ve bu yüzden mülk, çatırdamaktadır...

Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal ve arkadaşlarının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla görevden alınmaları, Türkiye'de hukukçuları ikiye bölmüş görünüyor. Bir kısım hukukçu, bu kararın Adalet Bakanı'nın ifade ettiği gibi HSYK tarafından yapılan bir yetki gasbı olduğunu öne sürerken, bir kısmı da, bu kararın HSYK'nın yetki sınırları içinde olduğunu öne sürüyor. Ama asıl vahim olan, HYSK ile Hükümet arasındaki bu anlaşmazlıkta karar verme konumunda olan yüksek yargı kurumlarının, Yargıtay'ın ve Danıştay'ın, acilen HSYK'nın yanında yer aldıklarını açıklayarak 'ihsas-ı rey'de bulunmalarıdır. Yüksek yargı kurumlarına düşen, bu konuda derhal ve koştura koştura, HSYK'ya arka çıkmak yerine, 'tarafsız' kalmak, meseleyi, hukuk mantığının gerektirdiği serinkanlı bir yaklaşımla, enine boyuna tetkik ettikten sonra, 'tarafsız' kimlikleriyle karar vermekti;- ne yazık ki bu yapılmamıştır!

Yargıtay ve Danıştay mensuplarının, bana göre elbet, yüksek yargı organının ciddiyet ve saygınlığını fena halde örseleyen bir acullukla, HSYK'dan yana tavır koymaları, düpedüz, evet düpedüz, 'ihsas-ı rey'de bulunmaktır. Sıradan bir hukuk davasında bile, bir yargıcın, davalı veya davacı ile, daha duruşma başlamadan, aynı kanaatte olduğunu söylemesi ne demeye geliyorsa, yüksek yargı mensuplarının, karşı görüşte olanların argümanlarını, serinkanlı bir bakışla tetkik ettiklerine dair herhangi bir izlenim vermeden, yangından mal kaçırırcasına 'taraf' olduklarını bildirmeleri de o anlama gelmektedir.

İhsas-ı rey, çünkü bu yüksek yargı kurumları, anlaşmazlıkta 'tarafsız' olmak durumundayken, 'taraf' olduklarını göstermişlerdir. Özellikle de Yargıtay! Yargıtay, evet, çünkü, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Türk Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 250/3. maddesi gereğince Yargıtay'da yargılanmak durumundadır. 'Milliyet'teki köşesinde Taha Akyol, bu durumu bütün açıklığıyla şöyle özetliyor: [Örgütlü suçlar] birinci sınıf hakim ve savcılar tarafından işlenirse, CMK 251'e göre özel yetkili savcılar (Erzurum savcıları) soruşturma yapar. Bakanlık izni de Yargıtay izni de aranmaz.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2009/5 sayılı kararında, bu suçların nasıl soruşturulacağı aynan, kelimesi kelimesine şöyle deniliyor: 'Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile, cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. [...] Yargıtay, sadece yargılama (muhakeme) aşamasında yetkilidir; soruşturma esnasında hiçbir yetkisi yoktur.'

Başta Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker olmak üzere Yargıtay üyeleri, Cihaner davasında, daha dava soruşturma aşamasındayken, HSYK kararı doğrultusunda tavır koyarak ihsas-ı reyde bulunduklarına göre çok bilinen şu beyit, bugünkü durumu tastamam özetliyor değil midir: 'Kadı davacı ola, ol muhzır dahi şahit/ Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?'

Pek iyi de, bu durumda, 'taraf'lar arasında hakemliği kim yapacaktır? Biz, sade vatandaşlar, HSYK mı, yoksa karşı görüşte olanlar mı haklı konusunda, kime, hangi kuruma başvuracağız? Ortada gerçekten bir 'Yargı Fetreti' yaşanıyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanması mı hukuka aykırıdır, yoksa Erzurum özel yetkili savcısı Osman Şanal'ın yetkilerinin alınması mı? Söyler misiniz, bu konuda kim karar verecek? CMK'ya göre Yargıtay! Ama Yargıtay, taraf! Peki ne olacak?

Ne olacağını bilmiyorum. Ancak şunu biliyorum: Türkiye'de Adalet, Mülkün Temeli değil artık!

h.yavuz@zaman.com.tr

21 Şubat 2010, Pazar

---------------------------------------------