HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI

TÜM KRİTİK YARGI ÜYELERİNİ 3-5 YIL GİBİ SÜRELER İÇİN HALK SEÇMELİ - ÖMÜR BOYU HESAP VERMEKSİZİN SALTANATA SON VERİLMELİ - HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI - HAKKA HUKUKA ALDIRMAYAN , REFERANDUM YAPILSA HALKIN %90'ININ KARŞI ÇIKACAĞI YIĞINLA KARAR VAR , PEK ÇOĞU DOĞRUDAN TÜM ÜLKENİN KADERİNİ ETKİLEYEN , MİLYONLARCA KİŞİYİ MAĞDUR EDEN. HERŞEYİN BAŞI : İNSAN HAKLARI - ŞİMDİ VE HER ZAMAN !!.....

Showing posts with label Tahir Hatipoğlu (Anayurt). Show all posts
Showing posts with label Tahir Hatipoğlu (Anayurt). Show all posts

Friday, October 16, 2009

Yandaş yargı


http://www.anayurtgazetesi.com/default.asp?page=yazar&id=6452


Tahir Hatipoğlu ,
16.09.2009 , Anayurt


Yandaş yargı


Ben hukuku iki kaynaktan öğrendim. Birisi çok değerli ağabeyim Yargıtay eski Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk ve kitapları, diğeri yaşadığım davalar.

Dr. Selçuk, herkesin bildiği üzere bilge hukukçu.

YÖK yüzünden çok davam oldu, olmakta devam ediyor. Şunu da belirteyim, hiçbir dava kendi çıkarım için olmadı. Hepsi, yök mağdurlarını savunduğum ve sistemi eleştirdiğim için.

Kısacası ben, ülkenin avanaklarından, enayilerinden biriyim.

Eşim, çocuklarım ve dostlarım da şöyle diyorlar: Sana ne?

Saik Faik’in bir sözü var: “Yazmazsam, çıldıracağım”. Benimki de öyle. Bu kötü sisteme karşı çıkmazsam çıldırırım.

Övünmek gibi olmasın, idari yargıda iyi yargıç olurum. İdari yargıda yargıç olmak için hukuk okuma zorunluluğu yok. A. Gül istese beni Danıştay üyesi yapabilir.

O da yapmaz, devlet bana küs, yaşım da geçmek üzere.

Yargıç olamam ama, yargıçları iyi tanırım.

Yargıçlar bizim profesörler gibi; okumuyorlar. Oysa bu iki meslek çok kültür istiyor.

Can Yücel, 7. yüzyılda yazılmış bir Çin şiirini Türkçe’ye çevirmiş. Şiirin son iki dizesi şöyle: “Davacı da davalı da yoksulsa bak/ Sade o zaman işte yerin bulur hak”

Davalı davacı zenginse hakim çekilirmiş; biri zengin biri fakirse davayı zengin kazanırmış. Bana göre bizde de durum böyle. Gücenmesinler, benim görüşüm böyle.

Kuşkusuz her yargıç böyle değil.

Dostum Av. Veli Devecioğlu bir gün şöyle demişti: “Adı idare mahkemesi, yani idarenin yargısı”. Bunu, yaşayarak gördüm.

İdari yargıda mevzuat yok, yol yordam yok, oturmuş içtihatlar yok. Keyfe göre karar. Nitekim aynı davayı bir mahkeme ret ediyor diğeri kabul ediyor.

Karşında devlet var ve de devletin sanı büyük adamı varsa, dava kazanmak zor.

Adli yargı biraz daha iyi.

Yargıtay Başkanı Gerçeker “Yandaş yargı” demese bu yazıyı yazmayacaktım.

Üç erkten birinin başı siyasallaşmış “yandaş” sözünü kullanmamalı idi. Bir yerlere mesaj iletiyor aklı sıra. Hini hacette beni unutmayın demek istiyor.

Sami Selçuk, “Hakim ve savcıların görevi devleti kurtarmak değil, hukuku kurtarmaktır” der. Peki, devleti kurtarmayı görev edinmiş yüksek yargıçlar, “yandaş yargı” olmuyorlar mı?

Yargıç devleti kurtarmaz, hukuku kurtarır; hukuka yandaş olur.

Şu anda YÖK aleyhine açılan her dava kazanılıyor. Neden? Yandaş YÖK’e karşı yandaş yargı var da ondan. Yandaşlık hukuku geçerli…

Katsayı olayında göreceğiz. Teziç YÖK’ünde katsayı için açılan davada Danıştay “Yetkili YÖK’tür” anlamında karar verdi. Çünkü o tarihte yandaş YÖK başka ellerdeydi.

Şimdi aynı konuda yeni dava açıldı, bakalım ne karar verecek, “Yetkili YÖK’tür” diyebilecek mi? Benim umudum yok.

Türkiye’de üniversite, askeriye, bürokrasi çığırından çıktı. Hepsi siyasallaştı. Hepsi kendine göre bir yere yandaş oldu.

Böyle Türkiye, böyle hukuk olmaz. Hepimiz artık kafayı oynatacağız.

Bakın askeriyeye, ulusun bayramı 30 Ağustos’ta kokteyl veriyor, sözüm ona devletin ilk üç büyük adamı eşlerini götüremiyor. Ve o üç adam da kokteyle gidiyor.

Bunu bana izah edecek bir vatandaş bulunur mu?

Davet edene mi kızmalı, davete gidene mi? Bence gidene.

İş bu noktalara geldi.

Önce yargı kendine çeki düzen vermeli, devleti değil hukuku kurtarmalı, Önce hukuk. Diğerleri sonra…