HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI

TÜM KRİTİK YARGI ÜYELERİNİ 3-5 YIL GİBİ SÜRELER İÇİN HALK SEÇMELİ - ÖMÜR BOYU HESAP VERMEKSİZİN SALTANATA SON VERİLMELİ - HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI - HAKKA HUKUKA ALDIRMAYAN , REFERANDUM YAPILSA HALKIN %90'ININ KARŞI ÇIKACAĞI YIĞINLA KARAR VAR , PEK ÇOĞU DOĞRUDAN TÜM ÜLKENİN KADERİNİ ETKİLEYEN , MİLYONLARCA KİŞİYİ MAĞDUR EDEN. HERŞEYİN BAŞI : İNSAN HAKLARI - ŞİMDİ VE HER ZAMAN !!.....

Friday, March 5, 2010

Ahmet Altan (Taraf) - Sivil Darbe : Bu ülkede yargıya güvenen kimse kaldı mı? - Kalması mümkün değil

---------------------------------------------


http://81.95.156.234/makale/10300.htm


04.03.2010

Ahmet Altan


Sivil Darbe


Bu ülkede yargıya güvenen kimse kaldı mı?

Kalması mümkün değil.

Çünkü karşımızda “tek parça” bir yargı yok.

Yargıçlarla savcıların önemli bir kısmı “devletin içine uzanan” suçları soruşturmaya uğraşıyor, o suçları ve suçluları soruşturuyor.

“Yüksek Yargı”nın önemli bir kesimi de “devlete uzanan” her türlü soruşturmanın önünü kesebilmek amacıyla çabalıyor.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun gerek İstanbul’daki Ergenekon soruşturmasına müdahale edip savcılarını değiştirmek için, gerekse bir ucu Üçüncü Ordu Komutanı’na dokunan Erzurum Ergenekon’u davasının savcılarını görevden almak için verdikleri büyük mücadeleyi hatırlayın.

Eğer HSYK’nın istedikleri olsaydı Ergenekon ve Balyoz soruşturmasının savcılarıyla yargıçları hiçbir şey yapamazlar, davalar daha baştan reddedilirdi.

Türkiye, eskisi gibi “devletin içindeki” suçları sorgulayamadan ve bu suçları engelleyemeden o çarpık yapısını sürdürürdü.

Bu tür bir engellemenin başarıya ulaşması halinde Türkiye bir “darbe ortamı ve tehdidi” içinde yaşamaktan kurtulamazdı.

HSYK’ya, ona destek veren Yargıtay’a, Danıştay’a ve 367 kararı gibi kararlara imza atan Anayasa Mahkemesi’ne güvenen insanlar var.

Onlar, “AKP’nin şeriat devleti kurmasını”, ordunun ve “yüksek yargıçların” önlediğini düşünüyorlar.

AKP’nin “şeriat” getirmek istediğine dair somut bir işaret görmüyorum ben.

Bunun “darbe alışkanlığını” sürdürmek için ortaya atılan bir “bahane” olduğu kanaatindeyim.

Ayrıca “bahaneleri” ne olursa olsun “darbe ihtimalinin” sürmesini isteyen herkesin hukukun dışına çıktığına inanıyorum.

Darbeli hukuk olmaz çünkü.

Seçimlere en fazla bir yıl kalmışken, seçimlerin erteleneceğine dair hiçbir işaret yokken, bir “şeriat” tehlikesinden söz edilemez.

AKP, böyle bir iş yapmak isterse seçimde hesabını verir.

Zaten, “darbe severlerin” çıkmazı da bu noktada, onlar sadece AKP’nin değil halkın da “şeriat” istediğini ileri sürüp “seçimleri” kuşkuyla karşılıyorlar, halkın iradesinin gerçekleşmesinin önüne geçmek istiyorlar.

Bir hukuk sistemini “halk şeriat getirecek, halkın iradesine engel olalım” diye kurduğunuz, seçimlerin sonuçlarını “yok saymaya” hazırlandığınız vakit zaten ortada “hukuk” kalmaz.

Yüksek Yargıyı, orduyu ve darbe sever “ilericileri” çıkmaza sokan da seçimlere bir yıl kalmış olması.

Seçimlere bir yıl kalmışken onların “AKP üzerine” kurdukları her türlü strateji iflas ediyor ve onların “halk düşmanlığı” ortaya çıkıyor.

Peki, yargının böylesine ikiye bölündüğü bir durumda ne yapacağız, birbirine düşman iki parçalı bir yargıyla yola devam edebilir miyiz?

Edemeyiz, onun için de siz yargının “hangi parçasını haklı görürseniz görün” bir yargı reformu şart.

AKP de bu yargı reformunu yapmaya hazırlanıyor.

Peki, CHP ne diyor?

Daha Meclis Genel Kurulu’na bile gelmemiş “yargı reformunu” Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğini söylüyor.

Belli ki Anayasa Mahkemesi’nin, daha Meclis’ten nasıl geçeceğini kimsenin bilmediği yargı reformunu iptal edeceğine emin.

Böylece Parlamento’nun egemenliği bitmiş, onun yerini “CHP-Anayasa Mahkemesi” ikilisinin egemenliği almış oluyor.

Sivil darbe budur işte.

Parlamento’nun halk iradesine dayanan “meşru” egemenliğini çeşitli yollarla yok etmek, onun kararlarını geçersiz kılmak, vereceği her kararı, daha o karar verilmeden engellemektir sivil darbe.

Halkın yüzde 85’inin katılımıyla oluşmuş bir parlamento ve halkın yüzde 47’sinin oyunu almış bir siyasi iktidar varken, bu parlamentonun “meşru zeminde” aldığı kararların hayata geçmesini önlemektir sivil darbe.

CHP kendisini iktidara getirecek oyu alamıyor halktan, hiçbir zaman da alamayacak böyle giderse ama Anayasa Mahkemesi sayesinde “iktidarın” gücüne sahip oluyor, halkın ona vermediği yetkiyi Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinden alıyor.

Parlamento kararlarının “içeriğini” tartışma hakkı olmayan, sadece yasaların anayasaya uygunluğunu usul yönünden denetleme hakkına sahip Anayasa Mahkemesi, parlamentonun iktidarını gasp ediyor ve suç işliyor.

Sivil darbe budur işte.

Parlamentoyu işlevsiz kılmaktır.

“Sivil darbeden” korktuklarını söyleyenler, sahtekârlığı bıraksınlar da seçimlere bir yıl kala parlamentonun egemenliğine kast etmenin ne olduğunu anlatsınlar bize.

---------------------------------------------

Monday, March 1, 2010

ZZ_Haber - İddianame - Ergenekon Terör Örgütü - Erzincan - Saldıray Berk (orgeneral) - İlhan Cihaner (başsavcı)

---------------------------------------------














http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=956990&title=saldiray-berk-iddianamenin-1-numarasi


Saldıray Berk, iddianamenin 1 numarası


İddianameye göre soruşturmada birinci şüpheli 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, ikinci şüpheli ise Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner görünüyor.

Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığınca Erzincan'daki "Ergenekon soruşturması" kapsamında hazırlanan iddianame, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianameye göre soruşturmada birinci şüpheli 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, ikinci şüpheli ise Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner.

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk hakkında hazırladığı ve Berk'in birinci sırada sanık olduğu iddianamede en çarpıcı bölümünden biri de şu:

...Saldıray Berk'in 3. Ordu komutanı olarak elindeki tüm yetkilileri mensubu bulunduğu terör örgütünün illegal amaçları doğrultusunda kullanmaktan çekinmemesi, bilakis bu konuda diğer şüphelilerin mevki olarak diğer şüphelilerin üzerinde bulunması durumunu da kullanarak onlar üzerinde etkinlik sağlaması..."

Erzincan İl Jandarma İstihbarat Şubesi'nde görevli Üsteğmen Ersin Ergut'un ajandasındaki el yazısı ile Dursun Çiçek imzalı İrtica ile Mücadele Eylem Planı'ndaki ifadeler örtüşüyormuş.

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin 'Silahlı Terör Örgütlerin Yapısı ve Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün Erzincan Yapılanması' ara başlığında, Dursun Çiçek imzalı eylem planının Erzincan'da hayata geçirilmek istendiği, Orgeneral Saldıray Berk'in Ergenekon terör örgütüne bağlı olarak faaliyet gösterdiği ifadeleri yer alıyor.

01 Mart 2010, Pazartesi




---------------------------------------------



Dursun Çiçek (kurmay albay , deniz)

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=957084&title=savci-cihaner-dursun-cicek-ile-erzincanda-toplanti-yapmis


Savcı Cihaner, Dursun Çiçek ile Erzincan'da toplantı yapmış


---------------------------------------------