HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI

TÜM KRİTİK YARGI ÜYELERİNİ 3-5 YIL GİBİ SÜRELER İÇİN HALK SEÇMELİ - ÖMÜR BOYU HESAP VERMEKSİZİN SALTANATA SON VERİLMELİ - HALKIN SEÇMEDİĞİ YARGI ÜYELERİ KARARLARINA "TÜRK MİLLETİ ADINA" YAZMAMALI - HAKKA HUKUKA ALDIRMAYAN , REFERANDUM YAPILSA HALKIN %90'ININ KARŞI ÇIKACAĞI YIĞINLA KARAR VAR , PEK ÇOĞU DOĞRUDAN TÜM ÜLKENİN KADERİNİ ETKİLEYEN , MİLYONLARCA KİŞİYİ MAĞDUR EDEN. HERŞEYİN BAŞI : İNSAN HAKLARI - ŞİMDİ VE HER ZAMAN !!.....

Friday, November 20, 2009

Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş dinlemenin illegal olduğuna bakmaksızın kaseti aldı - çözümünü kendisi yaptı ve 'ek delil' diye mahkemeye yolladı


http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=917977&title=10-yil-once-10-yil-sonra-dinleme-skandali


Mustafa Ünal , Zaman


10 yıl önce 10 yıl sonra dinleme skandalı


Tarih, 1999'un ilk yarısı. Necmettin Erbakan'ın lideri olduğu Refah Partisi kapatılınca yerine Recai Kutan'ın başkanlığında Fazilet Partisi kuruldu.

Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş 'eski partinin devamıdır' diyerek Anayasa Mahkemesi'ne yeni bir dava açtı. Başsavcı Fazilet'in de Refah gibi temelli kapatılmasını istedi. Anayasa Mahkemesi Başkanı da tanıdık bir isim; Ahmet Necdet Sezer.

O günlerde Ankara siyaseti son derece sıkıntılı, listeye giremeyen milletvekilleri küskünler hareketi başlattı, giderek büyüdü, adı ve tarihi konan seçimin iptal edilme riski belirdi. Anlayacağınız, siyasetin üzerinde kara bulutların dolaştığı yıllar.

Kapatma davası sürerken Başsavcı Vural Savaş mahkemeye içinde kaset ve tutanakların bulunduğu 15 zarftan oluşan ek deliller sundu. Bunların arasında 'tele belge' diye kayıtlara giren bir dosya dikkat çekiciydi. Bu, eski Başbakan Necmettin Erbakan'la Fazilet Partili Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu arasında geçen telefon konuşmasının deşifresiydi. Konuşmada ne vardı? Erbakan, Hatipoğlu'na Meclis yönetimi için küskünler lehine bazı telkinlerde bulunuyor. Başsavcı, Hatipoğlu yasaklı Erbakan'la ilişki içinde olduğuna göre 'FP, RP'nin devamıdır' demeye getiriyor.

Vural Savaş, kaseti, ismini açıklamak istemeyen bir vatandaşın kendisine verdiğini söylüyordu.

Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda şu notu düşmeyi de ihmal etmedi: 'Kaset, soruşturma ve kovuşturma organları tarafından elde edilmediğinden CMUK'un 254. maddesi gereğince mahkemenize delil olarak sunulmasında ve hükme esas alınmasında mahzur bulunmamakla birlikte haberleşmenin gizliliği ihlal edilerek, başka bir deyişle hukuka aykırı şekilde elde edildiğinden kasetin çözümü bizzat Vural Savaş tarafından yapılmış olup konuşma metninden yalnızca raportörün, mahkeme üyeleri ve davalı partinin avukatlarının bilgilendirilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz.'

Erbakan'la Hatipoğlu'nun arasındaki telefon konuşmasının dinlenmesi bir mahkeme kararının sonucu değil. Erbakan yasaklı siyasetçi, Hatipoğlu milletvekili, aynı zamanda Meclis oturumlarını yöneten isimlerden biri, legal olarak dinlenmesi olanaksız. Dinlemenin illegal yapıldığı çok açık... Peki dinleyenler kim? Kaseti delil diye Savaş'a getiren sade bir vatandaş mı? O yıllarda telefon dinleme teknolojisine sahip kaç Türk vatandaşı var acaba?

Yargıtay Başsavcısı Savaş dinlemenin illegal olduğuna bakmaksızın kaseti aldı, çözümünü bizzat kendisi yaptı ve 'ek delil' diye mahkemeye yollayabildi. Dinlemeyi hangi vatandaşın yaptığı ne araştırıldı, ne soruşturuldu. Olayın o yönü karanlıkta kaldı, yıllar geçmesine rağmen aydınlanamadı. Kamuoyunun tepkisi mi? 28 Şubat'ta coşan yargı sessizdi, barolar yürüyüş falan yapmadı, medyada dinlemeye karşı kampanya olmadı.

FP yönetimi ve medyanın sadece bir bölümü 'bu skandaldır' diyerek olayın üzerine gitti ama hiçbir sonuç alamadı. Ne dinleyen ortaya çıkarılabildi ne de Vural Savaş 'hata' olduğunu kabul etti. Eğer o gün illegal dinlemeye yargısıyla, barosuyla, medyasıyla, siyasetçisiyle sert tepki konabilseydi bugün 'telekulak' skandalları herhalde bu noktaya gelmezdi.

10 yıl sonra... Yargıtay Başsavcısı koltuğunda Vural Savaş'ın yerine Abdurrahman Yalçınkaya oturuyor. O da tıpkı selefi gibi parti kapatma davalarıyla tanındı. Yalçınkaya, kimi yargıçların dinlendiği haberleri üzerine bir meslektaşımıza AK Parti hakkında inceleme başlattığını açıkladı. Nedense sessizliğiyle maruf olmasına rağmen bu çalışmasını kamuoyuna duyurma gereği hissetti. Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu gibi bazı yargı mensuplarının mahkeme kararıyla dinlendiği sır değil.

10 yıl önce bir başsavcı illegal dinlemeyi kapatma davasına delil olarak sunarken 10 yıl sonra aynı koltukta oturan bir başka başsavcı legal dinlemeler yüzünden bir parti hakkında kapatmak amacıyla inceleme başlatıyor. Hukuk devleti olma yolunda ileriye mi gittik, geriye mi? Yoksa aynı yerde mi sayıyoruz?.. Cevabı siz verin.

m.unal@zaman.com.tr

20 Kasım 2009, Cuma