----------------------------------------------
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=938613&title=toplumdan-soyutlanmis-yargictan-adalet-beklenemez
Toplumdan soyutlanmış yargıçtan adalet beklenemez
Kayseri Küçük Millet Meclisi'nde konuşan Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de adalet dağıtması beklenen yargıçların, toplumdan soyutlandığını, adeta kapalı kafes içine alındığını söylüyor. Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrasi ve Özgürlük İçin Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Demokrat-Yargı) Derneği Başkanı Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de adalet dağıtması beklenen yargıçların, toplumdan soyutlandığını, adeta kapalı kafes içine alındığını söyledi.
Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrasi ve Özgürlük İçin Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Demokrat-Yargı) Derneği Başkanı Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de adalet dağıtması beklenen yargıçların, toplumdan soyutlandığını, adeta kapalı kafes içine alındığını söyledi.
Kayseri Küçük Millet Meclisi'ne konuşmacı olarak katılan Anayasa Mahkemesi Raportörü Can, yargıyla toplum arasında çok ciddi mesafelerin ortaya çıktığını vurguladı. Can, şunları kaydetti: "Sosyalleşme imkânları itibarıyla lojmanlarda oturuyorlar, bulundukları küçük il ve ilçelerde genellikle jandarma komutanı, emniyet müdürü, vali, kaymakam gibi bürokratlarla muhatap oluyorlar. Yargıcın toplum ile ilişki kurması çok mümkün olmuyor. İlişki kurmaya başladığında da Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma geçiriyor. Bu nedenle yargı ve yargıçlar adeta kapalı kafes içine alınmış durumda. Ardından da bunlardan adalet dağıtması bekleniyor. Kafes içerisine alınan kişilerin size adalet dağıtması mümkün değildir. Kafes içine almakla zaten onun yargıç olamayacağına inanıyorsunuz. Kilitliyorsunuz kapısını, ardından da adalet dağıtacak. Bu kesinlikle mümkün değil."
Her insanın kendi iç dünyasında korkuları, endişeleri olduğuna dikkat çeken Can, kafes içinde de olsa topluma da karışsa bu tasavvurların ortadan kaldırılamayacağının altını çizdi. Ancak toplumun içine sokmakla tasavvurların ayaklarının yere basan tasavvurlar olabileceğine dikkat çeken Can, "Düşmansa düşmanı deneme yanılma yoluyla, sosyolojik inceleme yoluyla bilir. Tanır, görür, bu kötüdür, bu iyidir der. Ama kafes içine aldığınız andan itibaren hiçbir kimseyi tanımadan dost-düşman ayrımı yapmaya başlar. Hiç kimseyi hiçbir sosyal hareketi, hiçbir politik gelişmeyi, hiçbir toplumsal hareketliliği tanıma fırsatı olmadan her bir hareketliliği düşman olarak görmeye başlar." dedi.
Raportör Can, hiçbir şeyin siyaset üstü olamayacağını, çünkü siyaset üstü iddialarının diktatörlük heveslerini, totalitarizmi beslediğine inandıklarını söyledi. YARSAV'dan farklı olduklarını kaydeden Can, "Biz daha topluma açık kamuoyu denetimine açık, daha toplum tarafından yönlendirilen, toplumun ortak aklı tarafından yönlendirilen yargı mekanizmasının kurulması gerektiğini söyledik. Bizi dernek oluşturmaya sevk eden düşünce farklılıklarıdır, yargıya bakış ve düşünce farklılığıdır." ifadelerini kullandı.
Türkiye ve Avrupa'daki anayasa mahkemelerinin işleyişi hakkında bilgi veren Raportör Can, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ni siyasetten uzak tutma gibi yanlış bir düşünce ve girişim olduğunu söyledi. Avrupa'da ve özellikle Almanya'da anayasa mahkemelerinin, başkan ve başkan vekilini dahi seçemediğini, tamamen parlamento tarafından atandığını hatırlatan Can, "Almanya'da neredeyse anayasa mahkemesi üyelerinin yarısı sosyal demokrat partisi üyesi, diğer yarısı da Hıristiyan demokrat birlik üyesidir. Ama kendi içinde o dengeyi oluşturmuş hak ve özgürlük güvencesi olabilmiştir. Parlamento onları doğrudan doğruya atıyor. Ama bizde parlamentonun hiçbir etkisi yok. Ne kadar siyaset dışı olursa o kadar iyi olduğunu zannediyoruz. Ama böyle değil. Ne kadar siyaset dışı olursa o kadar tehlikeli. Çünkü siyaset biziz ve bizim ne kadar dışımızda olursa o kadar tehlike oluşturmaya başlar." diye konuştu. ZAMAN
MUSA ÖZYÜREK, CİHAN
11 Ocak 2010, Pazartesi
----------------------------------------------
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=938613&title=toplumdan-soyutlanmis-yargictan-adalet-beklenemez
Toplumdan soyutlanmış yargıçtan adalet beklenemez
Kayseri Küçük Millet Meclisi'nde konuşan Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de adalet dağıtması beklenen yargıçların, toplumdan soyutlandığını, adeta kapalı kafes içine alındığını söylüyor. Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrasi ve Özgürlük İçin Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Demokrat-Yargı) Derneği Başkanı Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de adalet dağıtması beklenen yargıçların, toplumdan soyutlandığını, adeta kapalı kafes içine alındığını söyledi.
Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrasi ve Özgürlük İçin Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Demokrat-Yargı) Derneği Başkanı Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de adalet dağıtması beklenen yargıçların, toplumdan soyutlandığını, adeta kapalı kafes içine alındığını söyledi.
Kayseri Küçük Millet Meclisi'ne konuşmacı olarak katılan Anayasa Mahkemesi Raportörü Can, yargıyla toplum arasında çok ciddi mesafelerin ortaya çıktığını vurguladı. Can, şunları kaydetti: "Sosyalleşme imkânları itibarıyla lojmanlarda oturuyorlar, bulundukları küçük il ve ilçelerde genellikle jandarma komutanı, emniyet müdürü, vali, kaymakam gibi bürokratlarla muhatap oluyorlar. Yargıcın toplum ile ilişki kurması çok mümkün olmuyor. İlişki kurmaya başladığında da Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma geçiriyor. Bu nedenle yargı ve yargıçlar adeta kapalı kafes içine alınmış durumda. Ardından da bunlardan adalet dağıtması bekleniyor. Kafes içerisine alınan kişilerin size adalet dağıtması mümkün değildir. Kafes içine almakla zaten onun yargıç olamayacağına inanıyorsunuz. Kilitliyorsunuz kapısını, ardından da adalet dağıtacak. Bu kesinlikle mümkün değil."
Her insanın kendi iç dünyasında korkuları, endişeleri olduğuna dikkat çeken Can, kafes içinde de olsa topluma da karışsa bu tasavvurların ortadan kaldırılamayacağının altını çizdi. Ancak toplumun içine sokmakla tasavvurların ayaklarının yere basan tasavvurlar olabileceğine dikkat çeken Can, "Düşmansa düşmanı deneme yanılma yoluyla, sosyolojik inceleme yoluyla bilir. Tanır, görür, bu kötüdür, bu iyidir der. Ama kafes içine aldığınız andan itibaren hiçbir kimseyi tanımadan dost-düşman ayrımı yapmaya başlar. Hiç kimseyi hiçbir sosyal hareketi, hiçbir politik gelişmeyi, hiçbir toplumsal hareketliliği tanıma fırsatı olmadan her bir hareketliliği düşman olarak görmeye başlar." dedi.
Raportör Can, hiçbir şeyin siyaset üstü olamayacağını, çünkü siyaset üstü iddialarının diktatörlük heveslerini, totalitarizmi beslediğine inandıklarını söyledi. YARSAV'dan farklı olduklarını kaydeden Can, "Biz daha topluma açık kamuoyu denetimine açık, daha toplum tarafından yönlendirilen, toplumun ortak aklı tarafından yönlendirilen yargı mekanizmasının kurulması gerektiğini söyledik. Bizi dernek oluşturmaya sevk eden düşünce farklılıklarıdır, yargıya bakış ve düşünce farklılığıdır." ifadelerini kullandı.
Türkiye ve Avrupa'daki anayasa mahkemelerinin işleyişi hakkında bilgi veren Raportör Can, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ni siyasetten uzak tutma gibi yanlış bir düşünce ve girişim olduğunu söyledi. Avrupa'da ve özellikle Almanya'da anayasa mahkemelerinin, başkan ve başkan vekilini dahi seçemediğini, tamamen parlamento tarafından atandığını hatırlatan Can, "Almanya'da neredeyse anayasa mahkemesi üyelerinin yarısı sosyal demokrat partisi üyesi, diğer yarısı da Hıristiyan demokrat birlik üyesidir. Ama kendi içinde o dengeyi oluşturmuş hak ve özgürlük güvencesi olabilmiştir. Parlamento onları doğrudan doğruya atıyor. Ama bizde parlamentonun hiçbir etkisi yok. Ne kadar siyaset dışı olursa o kadar iyi olduğunu zannediyoruz. Ama böyle değil. Ne kadar siyaset dışı olursa o kadar tehlikeli. Çünkü siyaset biziz ve bizim ne kadar dışımızda olursa o kadar tehlike oluşturmaya başlar." diye konuştu. ZAMAN
MUSA ÖZYÜREK, CİHAN
11 Ocak 2010, Pazartesi
----------------------------------------------